31 EKİM 2015 ‘WHISKY OR WHISKEY?’ TADIMI @FINN KARAKÖY

In Tadım, Viski by Keyif Adamı1 Comment

Whisky or Whiskey? Keyif Adamı’nın ‘imza’ etkinliklerinden biri olmaya başladı. Geçtiğimiz haftalarda da Whisky Or Whiskey? sayfasından başvuru yapan takipçilerimizi ve viskisever dostlarımızı Finn Karaköy’de ağırladık. Finn Karaköy genç girişimci arkadaşların Karaköy’de açtığı harika bir kokteyl bar. Daha önce Butik Bira Kültürüne Giriş tadımını da orada düzenledik ve inanılmaz keyif aldık. Harika bir mutfağı, içmeye doyamayacağınız kokteylleri ve harika muhabbetli çalışanları var.

‘Whisky Or Whisky?’ etkinliğinden 2 gün önce genellikle sunulacak seçki hakkında genel bir fikrim oluyor ancak son gecede hepsine karar verebiliyorum diyebilirim. Viski menüsünü sürekli değiştirmek hem beni sıradanlıktan kurtarıyor hem de katılımcıları hazırlıksız yakalamama yardımcı oluyor. Önceki yazılardan kopya çekenlerin az olmadığını söyleyebilirim. Bu tadımımızda da 8 viski sunmayı planlarken son anda 12 viskiyi gördük.

Bu etkinlikte de İskoçya’dan Kanada’ya, İrlanda’dan Amerika’ya uzanan farklı viskileri denedik ve viskinin hikayesini, üretimini, püf noktalarını interaktif bir şekilde paylaştık. Farklı viski zevkleri olan, aralarında inşaat, reklam, banka, turizm gibi birçok sektörden profesyonellerin olduğu 15 kişilik bir ekip 4 saatlik bir maceraya yelken açtık. Mekan yazılarıyla tanıdığınız Berrak Tangülü,  kendi deyimiyle “Geniş Spektrumlu Kişi” Oben Budak ve viskiyle arasını bozduğunu iddia ederek bana karşı meydan okuyan sevgili Keşif Perisi Derya Korkmaz da bugünün misafirlerindendi.

Bu etkinlikte içim rahatlığını ve ülkeleri baz alarak bir sıralama yapıp viskileri yorumluyoruz. Bugün de harman viskilerle turumuza başladık. İlk iki viskimiz Cutty Sark’ın iki farklı ekspresiyonu oldu. Bunlardan ilki klasik yaş belirtilmemiş genç Cutty Sark harman İskoç viskisiydi. Bu harmanın oldukça genç bir harman olduğunu kadehlerdeki ilk alkol kokusundan anlayabildik. Havalandıkça limonsu aromalar kendini gösterdi, biraz zamanla da hafif beyaz çiçek kokuları ortaya çıktı. Damakta ise gövdesiz bir viski var. Tahıl, şekerimsi tatlı kolay içimli bir viski olduğunu söyleyebilirim. Bitişi ise kısa, vanilya ve hafif is izleriyle bitmekte.

Cutty Sark’ın 12 yıllık ekpresiyonu ise 12 yıl fıçıda beklemenin harmanda önemini gösteriyor. Genç bir harmandaki sivri köşelerin fazlaca törpülendiğini görebiliyoruz. Burunda dengeli, reçel ve margarin aromalarının bulunduğu bir viski. Damakta ise tropikal meyveler bize sürpriz yaptı. Bunun yanında vanilya ve narenciye kabuğu tatları bulunmakta. Muskat da arka damağa ekleniyor. Bitişi ise orta uzunlukta hafif tuzlu ve meşe etkisinde.

Michael Jackson bu viski için “Sahil kenarında içilecek bir viski!” yorumunu yapmış. Çok da yanlış değil. Ilık bir gün, sahil kenarında keyifle yudumlanabilecek bir viski.

3. viski için Kanada’ya uçuyoruz ve Canadian Club ile karşılaşıyoruz. 6 yıl meşe fıçılarda olgunlaşmış bu viski genelde kokteyllerde kullanılıyor. Ancak kendisi Türkiye’de satılan tek Kanada viskisi. Burunda anason, şeker kamışı, çimen bulunmakta. Damağı ise koyu baharatlar ve rom tatları taşımakta. Bitişi orta-kısa arası, tatlı, tahılımsı. Aynı viskiyi buzla denemek de aromaların ve tatların açılımını yeniden yorumladı ve ilginç bir hale getirdi diyebilirim.

4. viski için İrlanda’ya Tullamore DEW viskisine geçiyoruz. İrlanda’nın özellikler yurt dışında üne kavuşan viskilerinden Tullamore DEW. “Tough country, smooth whiskey” sloganıyla da anıldığı oluyor. Burunda şekerli aromalara sahip bir viski. Özellikle vanilya, spearmint, marzipan ve bonibon kokuları alıyoruz. Buna eşlik eden güçlü bir adhesiv kokusu da bulunmakta.

Damakta ise baharatlı bir yapı fark ediliyor. Tarçın ve baharatlar öncü olmasına rağmen arkadan şeftali ve bal çıkıyor ve hafif bir kekremsilik arka damağa oturuyor. Bitişi orta – kısa uzunlukta, muskat ve fındık notaları barındırıyor. Bu viskiyi yumuşak bir eşlikçiyle denedik. Kızarmış ekmek üzerine, krema ve çileğin başrol oynadığı aperatif Tullamore DEW ile çok güzel gitti.

Bir sonraki viski ise son dönemlerde büyük beğeni toplamaya başlayan Monkey Shoulder oldu. İsmini eski dönemlerde arpa havalandırırken oluşan omuz hastalığından alan viski, William Grant’s bünyesinde bulunan Glenfiddich, Balvenie ve Kininvie maltlarının bir harmanı olarak üretiliyor. Burunda kokladığım anda benim koku hafızamı tetikleyen bir Crema Catalana likörü kokusu var. Yanık süt, muskat ve krema aromalarını alıyorsunuz. Damakta oldukça yuvarlak, kolay içimli, maltsı, karamel şekerlemesi tatları bulunmakta. Fındık, marzipan, nektarin, bal ile de kompleksiteye yaklaşıyor. Bitişi orta uzunlukta, mentol, baharat ve puding notaları bulundurmakta. Fiyatıyla piyasada çok iyi bir seviyede olan Monkey Shoulder sürekli tükettiğim bir viski olmaya başladı.

Günün ilk single maltı ise Glenfiddich 12 oldu. Single malt dünyasına giriş için ideal bir viski olan Glenfiddich 12 burunda taze armut aromalarıyla öne çıkıyor. Bal, vanilya ve yeşil çimen kokuları da armuta eşlik ediyor. Damakta ise yuvarlak, kremamsı bir yapıya sahip. Floral tatlara sahip bir damak var ve bunlara hafif baharatlar eşlik ediyor. Arka damakta meşe ve şekerleme tatları ortaya çıkıyor. Bitişi ise yağlı tatlı ve dengeli. Meşe notaları bolca alınıyor.

Buradan da hemen Glenfiddich 15 Solera Vat’a geçiş yapıyoruz. Solera Vat, burbon, Portekiz şeri ve meşe fıçılarında 15 yıllık bir olgunlaşma süresinden sonra yaklaşık 4 metre çapında ve yüksekliğinde bir fıçıda önceki viskilerle evlendirilen 15 yıllık viski, büyük fıçının yarısı boşalmayacak şekilde şişeleniyor. Burunda şeri,  karamel, şekerleme, portakal gibi kompleks aromalar var. Damak ise tatlı, yuvarlak ve kalın. Baharatlar, tatlılık, ve maltsı izler var. Arka damakta adeta meyveli kek yemiş gibi oluyorsunuz. Bitişi ise uzun, christmas pudding tadını andıran muskat, tarçın, krema, üzüm pestili izleri bulunmakta. En sevdiğim viskilerden.

Bir sonraki single malt viskisi ise Balvenie Double Wood 12. Geleneksel burbon fıçılarda ve Avrupa şeri fıçılarında yıllandırılan Balvenie, bu tadımda şerinin etkisini net görebileceğimiz bir viski oldu.

Balvenie burunda önce fındık ve üzüm pestili aromalarını sunuyor. Biraz havalandıktan sonra baharatlar da net olarak algılanıyor. Damakta tatlı vanilya, kuru üzüm, kuru erik tatları var. Bitişi ise hemen yenisini içmeyi sağlayacak derecede kuru, baharatlı ve sıcak.

Son 4 viskimizin üçü Amerika’dan. Önce Türkiye’de sevilen bir Tennessee viskisine, yani Gentleman Jack’e geçiyoruz. Gentleman Jack’te hem fıçılanmadan önce, hem de olgunluğa ulaştıktan sonra, yani iki kere ‘charcoal mellowing’ işlemi yani ufak kömür parçalarından süzülme işleminden geçiyor. Bu da onun daha yumuşak ve elegan olmasını sağlıyor.

Burunda meşe, vanilya, kuru üzüm ve bal aromaları öne çıkıyor. Damakta ise karamel şekerlemesi, akçaağaç şurubu, elma ve vanilya tatları baskın tatlar. Oldukça kremamsı ve rahat bir içimi var. Bitişi de orta uzunlukta ve tatlı karakterli. Akçaağaç şurubu bu viski türünde çokça algılanan bir aroma ve tat. Kokteyllerde kullanılmaktansa buzla içilmesi daha hoş olacaktır Gentleman Jack’in.

Tennessee’den Kentucky’e, çok da yabancı olmadığımız Jim Beam için gidiyoruz. Bugün bu burbonun hem White hem de Black ekspresiyonlarını denedik. Jim Beam White 2 yıl olgunlaşma sürecinden geçip şişelenen bir burbon. Burunda vanilya, saman, alkol ve mısır aromaları var. Damakta ise hafif vahşi, baharat ve biber önde. Vanilya arkadan gelip dengeleyici görevi görmeye çalışıyor. Bitişi damaktan daha hafif ancak kısa. Kavruk ve tatlı notalar bitişi süslüyor.

Jim Beam Black ise “Triple Aged” olarak geçiyor. Bunun sebebei Kentucky Straight Bourbon olmak için gerekli olan 2 yıllık sürecin yerine 6 yıl kadar olgunlaşması. Yani 2 x 3. Burunda vanilya ve narenciye öne çıkıyor hemen. Damak oldukça dolgun, yuvarlak ve kolay içimli. 6 yılın yaptığı etkiyi net bir şekilde görebiliyoruz 2 yıllıktan sonra. Karamel, bal, toffee, fındık gibi tatları alabiliyoruz. Bitiş ise uzunca, narenciye ve meşe izleri taşıyor.

Gecenin son viskisiyse Islay Adası’ndan 200. yılı kutlanan bir viski, Laphroaig. Burunda turba, iyot, limon, vanilya aromaları ve ecza dolabı kokusu hakim. Damakta baharat, meşe, turba, tuz, yosun ve tahılımsı tatlar var. Bitişi uzun, vanilya, armut ve turba notaları eşliğinde.

Tadım burada bitmişti fakat elimizdeki Amerika ve Kanada viskileriyle Türkiye’nin en iyi barmenlerinden biri olan sevgili Onurcan Gençer bize önce kokteyl ve kokteyl kültürü hakkında bilgiler verdi ve sonra farklı kokteyller hazırladı ve geceyi harika kokteyller, purolar ve sohbet ile kapadık.

Tadımlara katılanlar her zaman kaliteyi yukarı çekiyorlar. Zaten onların sohbeti, soruları, önerileri olmasa bu tadımlar bu kadar zevkli geçemezdi. Katılan herkese çok teşekkür ediyorum buradan. Aralık ayında düzenlenecek olan ‘Whisky Or Whiskey?’ etkinliğine katılıp viskiyi daha yakından tanımak isterseniz başvuru formunu doldurup Keyif Adamı’ndan haber beklemeniz yeterli. Tadım sonrası bir de bilgisayar başına oturup harika işler çıkaran Berrak’a ayrıca bir teşekkür etmek istiyorum. Tadım hakkında hazırladığı ve Berrak Mekanlarda isimli Youtube kanalında yayınladığı video harika:) Hemen altta sunuyorum.

Viskiyi Artık Daha Çok Seviyorum !!

 

 

 

 

Comments

  1. Pingback: 2015'in En Keyifli Anları - Keyif Adamı

Yorum yazın